Gebe kaldığımı öğrendikten sonra hastane ve doktor araştırmaya başladım ve en sonunda evime yakın olan Central Hospital'a gitmeye karar verdim. Kendi kendime, acaba dış gebelik mi, diye evham yaptım, bu nedenle bebeğin kalp atışlarını duymak ve emin olmak için 8. haftaya kadar bekledim ve 8. hafta eşimle gittik. İnsan gözüyle görmeden, kulağıyla kalbini duymadan hamile olduğunu çok idrak edemiyor. Kalp atışlarını duyunca yine bir şok yaşadık, eşim neredeyse ağlayacaktı, ben ise bön bön ekrana bakakaldım. :)
Doktor bir dizi test istedi, hamilelik rutiniymiş... Hamile kalmadan önce karar vermiştim, testleri Kızılay'da yaptıracaktım, ne de olsa devlete ait, fiyatlar ucuzdur diye... Kızılay'da testler + dr muayenesi (muayene olmadan ssk fiyatı uygulamıyorlar :s ne saçma değil mi...) 450tl civarında ödedik. Meğersem büyük hataymış, Kızılay hiç de ucuz değil, ikili test için fiyat aldım, 370tl dediler. Anladım ki Kızılay kendisini Robin Hood zannediyor, bizi yolup malum ülkelere yardım yapıyor. Ben yardıma karşı değilim, sadece Kızılay'ın bu bu uygulamasını doğru bulmuyorum, Kızılay öncelikle kendi vatandaşına olanak sağlamalı. Adı üstünde, Kızılay... Velhasıl, o gün akıl edemedim ama sonradan kafam çalıştı ve testleri işyerime çok yakın olan Zeynep Kamil'de yaptırmaya karar verdim. Öyle de yaptım...
Gebelik rutin testleri sonucu tsh'ım biraz yüksek çıktı, normalde tiroidlerimde problem yoktu (2012'de check-up yaptırmıştım). Hamilelik sebebiyle mi oldu bilmiyorum ama doktorum dahiliye uzmanına gitmem gerektiğini söyledi. Hemen Zeynep Kamil'den randevu aldım ve doktorun yolunu tuttum. Doktor usg istedi, hemen orda 5 dk'da yaptılar, tiroidlerimde nodül çıkmasın mı... Sonuçlara göre dr tiroid için ilaç verdi, 15-20 gün sonra tekrar kan testi istedi, yeni sonuçlara göre tiroidlerim normal seviyelerde çalışmaya başlamış, her ay kan tahliliyle kontrol edilecekmiş, nodül için de 6 ayda bir usg çektirmeliymişim. Tabi şimdi yazarken özet geçiyorum. Usg sonuçlarını alıp ofise döndüğümde internetten araştırdım nodül de neyin nesiymiş diye ve ağlama krizlerine girdim. Moralim çok bozuldu, bendeki nodül risk oranı yüksek olan nodül çeşidindenmiş. Internette her bulgunun sonucu kansere bağlandığı için günlerce içim içimi yedi. İkinci test sonuçlarıyla doktora gittiğimde doktor şu an için sadece izlenmesi gerektiğini söyleyince biraz içim rahatladı. Doktor olan o, önemli ya da acil tedbir alınması gereken bir durum olsaydı zaten öyle davranırdı ama değil mi?
Bu arada 7. haftadan itibaren bende bir açlık hissi, allahım yemek yiyorum, 1 saat sonra açlıktan ölüyorum, kurt gibi açım... Bulantım hiç olmadı zaten, bu nedenle yemeklere saldırdım iyice... Ofiste mütemadiyen tıkınıyorum, ne yiyeceğimi şaşırdım, meyve, yoğurt, süt, havuç, çubuk kraker vs mümkün olduğunca sağlıklı şeyler yemeye çalıştım. Bu durum 11. haftaya kadar devam etti, sonrasında yeniden insan gibi yemeye başladım.
Kıyafetlere gelecek olursak, tüm kıyafetlerim belden sıkmaya başlayınca gittim kendime hamile kotları, elbiseler aldım. Bir de çok güzel, spor ayakkabı rahatlığında deri bir postal aldım. Aldığımdan beri resmen ayağıma yapıştı, her gün onu giyiyorum. Havalar çok soğuk olduğu için Penti'den xl termal külotlu çoraplardan aldım. Xl oluşu hikaye, bel kısmı o kadar sıkı ki, gerçekten bedeni xl olan biri giyse nefessizlikten ölür. Mengene gibi insanı sıkıyor. Ne saçma... Bu nedenle yine daha önceki senelerde aldığım Tchibo termal çorabıma kaldım... Göğüslerim şiştiği için büyük beden sutyen aldım Mark's & Spencer'dan, pamuk gibi yumuşacık kumaşı var.
Bu kaosun tam ortasında dedemi kaybettim. 26 Ocak'ta vefat etti ve çok büyük üzüntü yaşadık. Cenazesi çok kalabalıktı. Öldüğüne hala inanamıyorum. Dedem ölmüş olamaz.
Dedemin cenazesinin olduğu gün babama hamile olduğumu söyledik. Sevindi, şaşırdı, utandığı için şekilden şekle girdi, doğulu ne de olsa... :)
Yasta olduğum için bir süre hiç makyaj yapmadım. Ofisteki arkadaşlarımdan biri bana "senin güzelliğin gitmeye başladı" dedi. Hamile kadına hiç söylenecek laf mı bu... Zaten hamileliğin verdiği bir yorgunluk var, ben de farkındayım yüzüm pek iyi görünmüyor. Dedemi de yeni kaybetmişim, tabii ki daha bakımsız görünüyorum. Farkındayım...
Sonraki haftalarda beni bir ikili test telaşı sardı. Ya kötü çıkarsa, ya bilmem ne... İkili test için Zeynep Kamil'den randevu aldım, Antenatal Polikliniği gerçekten özel hastane gibi temiz ve randevu sistemi güzel. USG'yi aldıktan sonra ofise geldim, yine kendime engel olamadım ve internetten araştırmalara giriştim. USG sonucunda burun kemiğine dair bir şey yazmamışlar, çıldıracağım, çocuğun kemiği nerde?? Bakıyorum bakıyorum göremiyorum, internette tarif edilen gibi değil, delireceğim. Neyse ki geçtiğimiz Cumartesi dr randevumuz vardı, ilk iş dr'a sordum hani bunun burun kemiği diye :) Doktor da hemen ciddileşti, size kemiği yok mu dediler, neden olmadığı kanaatine vardınız, diye sorguladı. Yok yok kimse bişey demedi, ben yine kendime engel olamadım, internetten baktım, oradakilerle eşleştirmeye çalıştım, dedim. Kadın rahatladı, ultrasonda gösterdi çocuğun burun kemiğini, rahatlayabilirsiniz, kemikte sorun yok dedi. Bebeğin cinsiyeti de erkeğe benziyormuş ama bir dahakine daha iyi görünür dedi. Bugün de kan testi sonuçlarını yorumladı, temiz çıkmış çok şükür... Ben neden böyle manyaklaşıyorum hiç bilmiyorum.
Cinsiyet henüz kesin belli olmasa da kayınvalidemle görümcem bir sürü dergi ve yün almışlar :)) Yelekler, şapkalar, yazlık ve kışlık battaniyeler, hırkalar öreceklermiş :) Şimdiden ellerine sağlık :)
3 gün önce halam vefat etti, babam arayıp haber verdi. Ona da üzüldüm ama dedem kadar değil. Çünkü onu hayatımda sadece 1 defa gördüm. Yaşı da vardı zaten, üzüldüm ama bir yabancıya üzüldüğüm gibi... Dün akşam da Hikmet Teyzem, anneannemin kızkardeşi, vefat etmiş. Hikmet Teyzem için çok üzüldüm, böbrek hastasıydı, gidişi erken oldu sanki... Allah hepsinin mekanını cennet etsin.
Bu hafta, bebek ve benim için öncelikli alınması gerekenleri listelemeye çalışıyorum. Listemi tamamlayınca yazacağım.
Sevgiler,