16 Mart 2015 Pazartesi

14 Mart 2015 / Süpriz


14 Mart 2015 Cumartesi sabah doktor randevumuza gittik. Bir önceki randevumuz 14 Şubat'taydı, o zamandan beri bebeği görmüyorduk, 1 aylık süre bana çok uzun geldi. Doktor bebeğin erkek olabileceğini ama yine de bir sonraki randevuda net bilgi verebileceğini söylemişti. İkili testi yapan doktor da cinsiyetine erkek demişti ama yine de doktorunuza teyid ettirirsiniz demişti.  Neyse, bebeği gördük, oldukça büyümüş. Kıpır kıpır hareket ediyor, içimden derin bir oh çektim. Geriye sadece cinsiyeti teyid ettirmek kaldı. Doktor bebeğin cinsiyetine kız demez mi!!! Biz bir şok, bir gülme tuttu. Nasıl sevindim anlatamam çünkü içten içe hep kız olsun istiyordum ama kendimi erkeğe alıştırmıştım. Hatta giydireceğim kıyafetler için internetten Prens George'un fotolarına bakıyordum :D Meğer benim minnoşum kızmış :) Bıyu kilosu herşeyi normal çıktı çok şükür, içim rahatladı.
 
Ertesi gün, yani dün,  sinema programı yapmıştık Sindriella filmine. Eşim de sağolsun bana uydu, çocuk filmine gidiyoruz diye huysuzluk etmedi. Film dublajsız olarak sadece Akasya AVM'de gösterildiği için filmi orda izledik. Filmin ikinci yarısında benim minnoş karnımda kudurmaya başlamasın mı :D İlk defa hissettim, çok acayip bir his :) Herhalde Sindirella filmi hoşuna gitti zillinin :) Dünden beri ara ara hissediyorum çok hoşuma gidiyor. :)
 
Şimdi sıra geldi bebeğin adını koymaya... Hep erkek ismi düşünmüştük, hatta karar vermiştik diyebilirim... Kız olunca yeni baştan isim düşünmeye başladık :) Eşimin annesi ve ablası da aldıkları yünleri pembeyle değiştirdiler :D
 
Bu arada, 17. haftada genelde bebek anne karnında ilk kakasını (kekonyum) yapıyormuş. Eşim "test kakası, demo kaka" diye dalga geçti. Çok güldük :)
 
En kötü günümüz böyle olsun :)
 
Sevgiler,
 

2 Mart 2015 Pazartesi

Yatak Ne Kadar Önemliymiş De Haberim Yokmuş... :(


Evimize herhangi birşey alırken birçok araştırma yapıyoruz, blogları, forumları, şikayetleri okuyoruz. Maksat en iyi ve en doğru ürünü alabilmek... Hele de bu ürün biraz pahalı birşeyse iyice araştırıyoruz. Ben de evlilik hazırlıkları sırasında yatak alırken bu araştırmaları yaptım. Visco mu olsun, yaylı mı? Hangisi daha rahat? Hangisi daha sağlıklı? Sonunda Yataş'ın Five-Z tam ortopedik yatağını aldık. Üstü 5cm (ya da 7cm) visco, visconun altı yaylı yatak. Yataş'daki yetkili anlata anlata bitiremedi, şöyle iyi yatak böyle iyi yatak... 2012'de fiyatı 2000tl'ydi.
 
Bu yatağı aldık, evlendikten bir süre sonra bende bir sırt ağrısı... Doğrulamıyorum... Apar topar doktora gittik, doktor muayene etti, sorular sormaya başladı, işiniz çok mu stresli, klimalı ortamda bilgisayar başında mı çalışıyorsunuz, vs vs bir sürü soru sordu. Ben de hep aynı cevabı verdim, evet, evet, evet... Teşhis kondu: Fibromiyalji... 5 tane iğne, ağrı kesici, kas gevşetici + istirahat...
 
Tabii fibromialji öyle bir illet ki, iyileşemiyorsun. Şanslıysan hep aynı seviyede devam eden bir hastalık... Ama benim gibi şanssızsan, artarak ve hayatı zehir ederek devam ediyor.
 
Sırt ağrılarım o kadar çekilmez oldu ki hamile kalmadan kısa bir süre önce acaba sırtımda başka bir sorun mu var diye ortopedi doktoruna gittim. Doktor skolyozum olup olmadığını sordu, yok dedim. Çünkü yoktu. Onca sene röntgen çektirdim, check-up yaptırdım hiçbir sorun yoktu. Röntgen çekildi, bir de ne görelim, skolyoz! Omurgam çok hafif yana eğrilmiş. Beni fizik tedaviye yönlendirdi, fizik tedavide sırtımda aşırı hassasiyet olduğunu ve sırt kaslarımı güçlendirerek hem hassasiyeti hafifletmek hem de skolyozun ilerlemesini önlemek için egzersiz verdiler. Tabii ben egzersizi sadece birkaç defa yapabildim.
 
Bir kaç hafta önce dedim ki acaba bu ağrılar fibromiyaljiden değil de yataktan olabilir mi? Çünkü ağrılarım evlendikten sonra başladı. Her sabah yataktan dayak yemiş gibi kalkıyorum. Biraz araştırınca benim bu yazdığımın birebir aynısını başka birinin internette yazdığını görünce şok oldum! Aslında yataktan çok memnun olanlar da var ama benim gibi kaput olanlar da var...
 
Şimdi hamileyim, geceleri sürekli uykumdan uyanıyorum, hamilelikten önce de zaten hemen her gece uyanıyordum. Normalde uykumu bölüp de tuvalete bile kalkmayan ben, neredeyse bütün gece sağa dön sola dön yapıyorum. Onu da tam yapamıyorum çünkü yatak hafif çöktüğü için rahat dönemiyorum.
 
Eşim iş amaçlı Antalya'da olduğu için geçtiğimiz Cuma annemde kaldım, annemin yatağında beraber yattık. Gece hiç uyanmadım, yatakta sağa sola çok rahat döndüm. Dedim ki demek ki beni yatak hasta etti... Annemin yatağı da Yataş, ama Blue Star modeli. Şimdi ben de ondan alacağım. İnşallah bir süre sonra bu ağrılardan kurtulurum. Skolyoz ne olacak onu hiç bilmiyorum. Şaka gibi, yatak resmen omurgamı ve sırt kaslarımı bozdu.
 
Demek ki neymiş, her şeyin en pahalısı, en iyisi olmuyormuş... Bence herkes viscodan uzak durmalı...

20 Şubat 2015 Cuma

İlk Trimester Nasıl Geçti...

Eşimle yaklaşık 2,5 yıllık evliyiz, uzuuun bir süredir eşim "acaba ben kaç yaşında baba olacağım, çok yaşlı baba olmak istemiyorum" gibi yorumlar yapıyordu. Haklı, önümüzdeki ay 38 yaşından gün alacak. Ben nedense bir türlü cesaret edemedim ama en sonunda dedim ki, ne de olsa bir gün çocuk sahibi olmak isteyeceğim, bari daha fazla geciktirmeyeyim. Eşimle karar verdikten sonra ilk iş doktora gittim, her şey yolunda mı diye muayene ve smear testi yaptırdım (tanıdık doktor olduğu için Süleymaniye Doğum Hastanesi'ni tercih ettim ancak hijyen koşulları maalesef hiç iyi değildi o nedenle bir daha gitmeyi düşünmüyorum), dişçiye gittim diş bakımımı yaptırdım. Yakın arkadaşım Didem ve teyzem Işıl'ın tavsiyeleriyle hemen folic asit almaya başladım. Çalışmalara (!) başladıktan sonra 2. ay hamile kaldım. Çok sıkı takip ettiğim için hamile olduğumu 5. hafta öğrendim. Şüphelenmeye başlayınca iş dönüşü eczaneden kaset tipi testlerden aldım (5tl). Sonuç pozitif çıkınca ilk bir şoka girdim. Sevindim diyemem ama hamile kalmasaydım çok üzüleceğimi biliyorum. Eşim maalesef o gün 4 günlüğüne Hollanda'ya gitmişti ve toplantı yaptığı kişilerle akşam yemeğindeydi. Dönmesini bekleyemedim ve test çubuğunu mesaj olarak gönderdim. Tabi o çok sevindi, hemen beni aradı. Sonra annemi, anneannemi, Işıl'ı, İpek'i ve Didem'i aradım, hepsi çok sevindi :) Annemin tepkisi tam ondan beklenen gibiydi "ay ben şimdi anneanne mi olacağım, hiç hazır değilim, kah kah kih kih :)"
 
Gebe kaldığımı öğrendikten sonra hastane ve doktor araştırmaya başladım ve en sonunda evime yakın olan Central Hospital'a gitmeye karar verdim. Kendi kendime, acaba dış gebelik mi, diye evham yaptım, bu nedenle bebeğin kalp atışlarını duymak ve emin olmak için 8. haftaya kadar bekledim ve 8. hafta eşimle gittik. İnsan gözüyle görmeden, kulağıyla kalbini duymadan hamile olduğunu çok idrak edemiyor. Kalp atışlarını duyunca yine bir şok yaşadık, eşim neredeyse ağlayacaktı, ben ise bön bön ekrana bakakaldım. :)
 
Doktor bir dizi test istedi, hamilelik rutiniymiş... Hamile kalmadan önce karar vermiştim, testleri Kızılay'da yaptıracaktım, ne de olsa devlete ait, fiyatlar ucuzdur diye... Kızılay'da testler + dr muayenesi (muayene olmadan ssk fiyatı uygulamıyorlar :s ne saçma değil mi...)  450tl civarında ödedik. Meğersem büyük hataymış, Kızılay hiç de ucuz değil, ikili test için fiyat aldım, 370tl dediler. Anladım ki Kızılay kendisini Robin Hood zannediyor, bizi yolup malum ülkelere yardım yapıyor. Ben yardıma karşı değilim, sadece Kızılay'ın bu bu uygulamasını doğru bulmuyorum, Kızılay öncelikle kendi vatandaşına olanak sağlamalı. Adı üstünde, Kızılay... Velhasıl, o gün akıl edemedim ama sonradan kafam çalıştı ve testleri işyerime çok yakın olan Zeynep Kamil'de yaptırmaya karar verdim. Öyle de yaptım...
 
Gebelik rutin testleri sonucu tsh'ım biraz yüksek çıktı, normalde tiroidlerimde problem yoktu (2012'de check-up yaptırmıştım). Hamilelik sebebiyle mi oldu bilmiyorum ama doktorum dahiliye uzmanına gitmem gerektiğini söyledi. Hemen Zeynep Kamil'den randevu aldım ve doktorun yolunu tuttum. Doktor usg istedi, hemen orda 5 dk'da yaptılar, tiroidlerimde nodül çıkmasın mı... Sonuçlara göre dr tiroid için ilaç verdi, 15-20 gün sonra tekrar kan testi istedi, yeni sonuçlara göre tiroidlerim normal seviyelerde çalışmaya başlamış, her ay kan tahliliyle kontrol edilecekmiş, nodül için de 6 ayda bir usg çektirmeliymişim. Tabi şimdi yazarken özet geçiyorum. Usg sonuçlarını alıp ofise döndüğümde internetten araştırdım nodül de neyin nesiymiş diye ve ağlama krizlerine girdim. Moralim çok bozuldu, bendeki nodül risk oranı yüksek olan nodül çeşidindenmiş. Internette her bulgunun sonucu kansere bağlandığı için günlerce içim içimi yedi. İkinci test sonuçlarıyla doktora gittiğimde doktor şu an için sadece izlenmesi gerektiğini söyleyince biraz içim rahatladı. Doktor olan o, önemli ya da acil tedbir alınması gereken bir durum olsaydı zaten öyle davranırdı ama değil mi?
 
Bu arada 7. haftadan itibaren bende bir açlık hissi, allahım yemek yiyorum, 1 saat sonra açlıktan ölüyorum, kurt gibi açım... Bulantım hiç olmadı zaten, bu nedenle yemeklere saldırdım iyice... Ofiste mütemadiyen tıkınıyorum, ne yiyeceğimi şaşırdım, meyve, yoğurt, süt, havuç, çubuk kraker vs mümkün olduğunca sağlıklı şeyler yemeye çalıştım. Bu durum 11. haftaya kadar devam etti, sonrasında yeniden insan gibi yemeye başladım.
 
Kıyafetlere gelecek olursak, tüm kıyafetlerim belden sıkmaya başlayınca gittim kendime hamile kotları, elbiseler aldım. Bir de çok güzel, spor ayakkabı rahatlığında deri bir postal aldım. Aldığımdan beri resmen ayağıma yapıştı, her gün onu giyiyorum. Havalar çok soğuk olduğu için Penti'den xl termal külotlu çoraplardan aldım. Xl oluşu hikaye, bel kısmı o kadar sıkı ki, gerçekten bedeni xl olan biri giyse nefessizlikten ölür. Mengene gibi insanı sıkıyor. Ne saçma... Bu nedenle yine daha önceki senelerde aldığım Tchibo termal çorabıma kaldım... Göğüslerim şiştiği için büyük beden sutyen aldım Mark's & Spencer'dan, pamuk gibi yumuşacık kumaşı var.
 
Bu kaosun tam ortasında dedemi kaybettim. 26 Ocak'ta vefat etti ve çok büyük üzüntü yaşadık. Cenazesi çok kalabalıktı. Öldüğüne hala inanamıyorum. Dedem ölmüş olamaz.
 
Dedemin cenazesinin olduğu gün babama hamile olduğumu söyledik. Sevindi, şaşırdı, utandığı için şekilden şekle girdi, doğulu ne de olsa... :)
 
Yasta olduğum için bir süre hiç makyaj yapmadım. Ofisteki arkadaşlarımdan biri bana "senin güzelliğin gitmeye başladı" dedi. Hamile kadına hiç söylenecek laf mı bu... Zaten hamileliğin verdiği bir yorgunluk var, ben de farkındayım yüzüm pek iyi görünmüyor. Dedemi de yeni kaybetmişim, tabii ki daha bakımsız görünüyorum. Farkındayım...
 
Sonraki haftalarda beni bir ikili test telaşı sardı. Ya kötü çıkarsa, ya bilmem ne... İkili test için Zeynep Kamil'den randevu aldım, Antenatal Polikliniği gerçekten özel hastane gibi temiz ve randevu sistemi güzel. USG'yi aldıktan sonra ofise geldim, yine kendime engel olamadım ve internetten araştırmalara giriştim. USG sonucunda burun kemiğine dair bir şey yazmamışlar, çıldıracağım, çocuğun kemiği nerde?? Bakıyorum bakıyorum göremiyorum, internette tarif edilen gibi değil, delireceğim. Neyse ki geçtiğimiz Cumartesi dr randevumuz vardı, ilk iş dr'a sordum hani bunun burun kemiği diye :) Doktor da hemen ciddileşti, size kemiği yok mu dediler, neden olmadığı kanaatine vardınız, diye sorguladı. Yok yok kimse bişey demedi, ben yine kendime engel olamadım, internetten baktım, oradakilerle eşleştirmeye çalıştım, dedim. Kadın rahatladı, ultrasonda gösterdi çocuğun burun kemiğini, rahatlayabilirsiniz, kemikte sorun yok dedi. Bebeğin cinsiyeti de erkeğe benziyormuş ama bir dahakine daha iyi görünür dedi. Bugün de kan testi sonuçlarını yorumladı, temiz çıkmış çok şükür... Ben neden böyle manyaklaşıyorum hiç bilmiyorum.
 
Cinsiyet henüz kesin belli olmasa da kayınvalidemle görümcem bir sürü dergi ve yün almışlar :)) Yelekler, şapkalar, yazlık ve kışlık battaniyeler, hırkalar öreceklermiş :) Şimdiden ellerine sağlık :)
 
3 gün önce halam vefat etti, babam arayıp haber verdi. Ona da üzüldüm ama dedem kadar değil. Çünkü onu hayatımda sadece 1 defa gördüm. Yaşı da vardı zaten, üzüldüm ama bir yabancıya üzüldüğüm gibi... Dün akşam da Hikmet Teyzem, anneannemin kızkardeşi, vefat etmiş. Hikmet Teyzem için çok üzüldüm, böbrek hastasıydı, gidişi erken oldu sanki... Allah hepsinin mekanını cennet etsin.
 
Bu hafta, bebek ve benim için öncelikli alınması gerekenleri listelemeye çalışıyorum. Listemi tamamlayınca yazacağım.
 
Sevgiler,
 
 

Anne Gibi...

 

33 yaşındayım ve bugün tam 14 haftalık gebeyim. Sabah işe gelmeden önce hastaneye uğrayıp ikili test sonucumu aldım, ofise gelir gelmez doktora maille gönderdim, neyse ki sonuçlar temiz çıktı, çok şükür...

Sonra başladım internetten bebeğin ve benim temel ihtiyaçlarımız için araştırma yapmaya... Birsürü blog okudum, hala okuyorum. En sonunda dedim ki ben de bir günlük yapayım, kimseye yaramasa da bana hatıra olur ve bu günleri unutmam :)

Blog'umun adını Anne Gibi koydum çünkü gelecekte "Anne gibi anne" mi olacağım yoksa "eh fena değil" anlamında "Anne Gibi..." mi olacağım ben de bilmiyorum :)

Hadi hayırlısı... :)